19 Aralık 2017 Salı
| YAZAR'A AİT DİĞER YAZILAR |
|
Peyzaj Mimarlığında Yapay Zeka: Yaratıcı Tasarım, Sürdürülebilirlik ve Potansiyel Avantaj ve Dezavantajlar 28 Ağustos 2024 Çarşamba |
Yerkürenin dörtte üçünü sularla kaplı olup, dünyadaki toplam su miktarı 1 milyar 400 milyon km³tür. Suların %97,5i tuzlu su olduğu için kullanılamamaktadır. Kalan %2,5lik kısım ise tatlı sudur. Tatlı suların yaklaşık %69,5i kutuplarda buzul olarak veya donmuş toprak tabakasında, %30,1i yeraltı suyu, kalan %0,4lük kısmı ise yüzey sularıdır.
Su döngüsü (Şekil 1); suyun sıvı, katı ve buhar halinde dünya yüzeyi üzerindeki dolaşımıdır. Yeryüzüne düşen yağışlar (yağmur, kar, dolu vs.) akarsu, göl ve okyanuslarda buharlaşarak buhar halinde atmosfere döner. Su buharının yoğuşmasıyla tekrar yağışlar oluşur. Yeryüzüne düşen yağışın bir bölümü bitkilerin yaprak ve gövdelerinde tutulur, bir bölümü toprak tarafından emilir. Bir bölümü de yeraltı suyuna geçerek kaynaklar halinde akarsu, deniz ve göllere karışır. Kara üzerinde yüzeysel akıma geçen ve kaynaklardan çıkan sular, akarsuları besler. Böylece su, dünya üzerinde çeşitli şekillerde dönüşüme uğrar (Atalay, 2004).

Şekil 1. Su döngüsü
Su varlığına göre ülkeler sınıflandırıldığında; yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1.000 m³ten az olan ülkeler "su fakiri", 1.000-2.000 m³ olan ülkeler "su sıkıntısı çeken ülke", 2.000-8.000 m³ olan ülkeler suyun yeterli olduğu ülkeler, 8.000 m³ten fazla olan ülkeler ise "su zengini" olarak kabul edilmektedir (DSİ, 2014).
Dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık %69u tarım, %23ü sanayi ve %8i evsel amaçlı kullanılmaktadır. Bu oranlar bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Afrikada tarım, sanayi ve evsel amaçlı su kullanım oranları, sırasıyla, %88, %5 ve %7dir. Avrupada ise söz konusu oranlar sırasıyla, %33, %54 ve %13 olarak belirtilmiştir (UNESCO, 2008).
Gelişmişlik düzeyine göre ülkelerin su kullanımları değişiklik gösterir. Az gelişmiş ülkelerde tarımsal alanda su kullanımı yaklaşık %82lerde görülürken, sanayi alanında gelişmiş gelir düzeyi yüksek ülkelerde ise tarımsal alanda su kullanımı %30ların altına düşmektedir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2011 yılında yayınladığı Türkiye Çevre Durum Raporu verilerine göre; 1990 yılında toplam su tüketimi 30,6 km³ iken 2010 yılında 43 km³tür, bu rakamın 2023 yılında 112 km³ olması öngörülmektedir. Sektörel dağılıma bakıldığında; 1990 yılında 20 km³ sulama, 5,1 km³ evsel, 3,4 km³ sanayi alanında, 2010 yılında ise 32 km³ sulama, 6 km³ evsel, 5 km³ sanayi alanında su tüketimi olduğu görülmektedir. 2023 yılında 72 km³ sulama, 18 km³ evsel, 22 km³ sanayi alanında su tüketimi olması öngörülmektedir.
Metin Dışı Şekil 1
SU HASADI
Su yaşamı etkileyen en önemli yenilenebilir doğal kaynaklardan biridir. Tatlı su kaynaklarında aşırı ve yanlış kullanımın, iklim değişikliklerinin, kirliliğin neden olduğu azalma, insanların alternatif su kaynaklarına yönelmesine neden olmuştur. Su hasadı bu alternatif su kaynaklarından biridir. Yağış sularından maksimum seviyede ve sürdürülebilir yarar sağlamayı amaçlayan su hasadı yöntemi, özellikle yağışın fazla olduğu dönemlerde yüzey akış sularının ihtiyaç zamanında ve yerine göre kullanımına olanak sağlamak için toplanması ve depolanmasıdır. Yöntemin temel amacı; yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının olmadığı veya az olduğu yerlerde bitkisel ve hayvansal üretim için gerekli olan su teminini güvenli bir şekilde sağlamaktır.
Yağmurun düştüğü yerde tutulması ve toprak profilinde depolanması şeklinde su hasadı teknikleri uygulanmaktadır. Su hasadı teknikleri, toprak erozyonu ve sedimantasyonu azaltma, toprakta suyun depolanması ve toprak üretkenliğinin artırılması amacıyla uzun zamandır kullanılmaktadır. Su hasadının başlıca üstünlükleri, basit, ucuz, yenilenebilir, etkili ve adapte edilebilir olmasıdır. Su hasadını çok çeşitli sosyo-ekonomik yararları yanında yeraltı suyuna olan bağımlılığı azaltmakta ve su harcama maliyetlerini düşürmektedir. Oldukça yüksek geçirgenliğe sahip alanlarda fazla miktarda su saklanabilirse, bu suyun bir kısmı yeraltı suyunu beslemektedir (Reij vd,1988; Naggar vd, 2003).
Su hasadının sulamadan farkı, çiftçilerin zamanlama üzerine kontrollerinin olmayışıdır. Yüzey akış sadece yağış olduğu zaman hasat edilebilir. Bitkilerin tamamının yağışlarla beslendiği bazı bölgelerde yıllık yağışlarda %50ye varan bir azalma, toplam ürün de büyük bir düşüşe sebep olabilir. Bununla birlikte eğer yağış daha küçük bir alanda toplanabilirse makul bir verim alınabilecektir. Su hasadı tekniği akışın toplandığı ve kullanıldığı yer olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır (Tarı vd, 2009, Critchley vd,1991).

SU HASADI YÖNTEMLERİ
Su hasadı yöntemleri depolama çeşidine göre ve kullanıma göre sınıflandırılabilir fakat en yaygın kullanılan sınıflandırma yöntemi suyun toplanma alanının büyüklüğüne göre yapılan sınıflandırma yöntemidir.
Mikro Su Toplama Alanı Sistemleri
Mikro havza su hasadı yönteminde; toprak yüzeyinde oluşan yüzey akışı toplanır. Yüzey akış alanının ve ekim alanının boyutları küçüktür, bu değer 1-1000 m2 arasında değişiklik göstermektedir. Yüzey akış ve ekim alanı birbirine bitişiktir, su bitki kök bölgesinde depolanır. Bu yöntemle ağaç, çalı ve tek yıllık bitkiler yetiştirilebilir, fazla su için bir önlem alınmaz. Yüzey akış alanının ekim alanına oranı 1:1 ile 10:1 arasında değişen yöntemde, mikro havzalar sıralar halinde oluşturulmaktadır (Pamukmengü vd, 2008).
Eşyükselti eğrisi setleri: Yıllık yağışın 300-600 mm, eğim değerinin %1-25 arasında olduğu alanlarda kullanılmaktadır. Havza alanının boyutları 50-100 m2, ekim alanının boyutları 10-20 m2dir. Sonuçta havza alanının ekim alanına oranı yaklaşık 5:1 dir. Bunlar 5 ile 20 m aralıklarla yan yana eşyükselti eğrisi boyunca inşa edilen seddelerdir. Sırtların üzerinde kalan kısım bitkisel üretim, geri kalan kısım ise, su toplama alanı için ayrılmıştır. Eşyükselti sırtları, az eğimli bozkır alanlarda yem bitkileri, çim ve dayanıklı ağaçlar için, yarı kurak iklimlerde ise, sorgum, çavdar, fasulye ve börülce için uygun bir tekniktir (İncebel,2012).
Yarı dairesel (Hilal) seddeler: Yarı dairesel yarım daire şeklindeki toprak dolgulardır (Şekil 2). Yarı dairesel setler, farklı boyutlarda, özellikle meraların ıslahı ve yem bitkileri üretimi için kullanılmaktadır. Bu teknik aynı zamanda ağaç yetiştirme ve bazı durumlarda çalılar için yararlı olduğunu için bazı ağaçların yetiştirilmesinde kullanılmaktadır (Moges, 2004).

Şekil 2. Hilal set sistemi
Küçük çukurlar (Zay sistemi): Çukurlar seddeleri sayesinde yavaşlatılan yüzey akış sularını muhafaza eder ve verimsiz tarım arazilerinin yeniden kullanıma açılmasını sağlar (Şekil 3). Tek yıllık ürünler için kullanılırlar. Bu sistemde çukurlar 5-15 cm derinliğinde kazılır. Gübre ve bazı bitki artıkları toprağın bir kısmıyla karıştırılır ve "zayın" içine konluur. Toprağın geri kalan kısmı ise çukurların eğimi doğrultusunda küçük bentler oluşturmak için kullanılır (Örs vd, 2011, Oweis vd, 2001).
Şekil 3. Zay sistemi
Küçük akışlı havzalar (Negarim sistemi): Son dönemlerde önem kazanan bir su hasadı yöntemidir (Şekil 4). Yüksekliği 25 cmyi geçmeyen toprak set ya da sırtlarıyla çevrelenen ve mikrohavzanın en düşük kotlu köşesinde bir infiltrasyon (fidan dikim) çukuru olan baklava şekilli minyatür havzalardır. Bu yapılar 5 -10 m eninde 10 - 25 m boyunda tesis edilir. Havzalar ağaç türüne ve fidan sayısına bağlı olarak 10 - 100 m² arasında değişir. Bu sistemin en önemli yararı çok iyi bir toprak muhafazası sağlamasıdır. Diğer bir faydası da fazla bakım gerektirmeden uzun yıllar boyunca kullanılabilmesidir (FAO 1991; FAO 2012).
Şekil 4. Negarim sistemi
Yüzey akış şeritleri: Bu yöntem hafif eğimli araziler için uygundur. Yüzey akış şeritleri, kuru tarım yörelerinde, özellikle de üretimin düşük ve riskli olduğu yerlerde, tarla bitkilerini desteklemek için kullanılır. Tarlalar eşyükselti eğrileri boyunca şeritlere bölünür. Membadaki şerit, su toplama alanı gibi kullanılırken, mansaptaki bir şerit de bitkileri desteklemektedir.
Şekil 6. Sıra arası sistemleri
Meskat sistemler: Yağışın ve arazi eğiminin sırasıyla 200 - 400 mm ve %2 - 15 arasında değiştiği kurak ve yarıkurak alanlarda kullanılır (Şekil 7). Sistem yağışın yakalandığı yaklaşık 500 mlik bir "Meskat" bölümü ile asıl dikimlerin yapıldığı ve büyüklüğü 250 m² olan "Manka" bölümlerinden oluşmaktadır. Sistem 20 cm yükseklikte bir toprak set ile çevrelenmektedir. Bu yöntem kullanılarak Tunusta yaklaşık 300 bin halık alan ağaçlandırılmıştır.

Şekil 7. Meskat sistemi
Eş yükseltili teraslar: Eş yükselti banket terasları yıllık 200-600 mmlik yağışa sahip %20-60 eğimli alanlarda inşa edilmektedir (Şekil 8). Doğal eğimli arazi merdiven serilerine dönüştürülmektedir. Eş yükselti banket terasları düz bitki ekim alanına sahip olup daha dik bitki ekilmeyen teraslar arası alandan bu alana ilave su sağlanmaktadır. Havzanın, ekim alanına oranı 1:1-1:10 aralığında bir orandır. Bu teknik, ağaç dikimi için dünyada birçok ülkede uygulanmaktadır (Prinz, 2001).
Şekil 8. Eş yükseltili teraslar
Makro Su Toplama Alanı Sistemleri
Makro havza su hasadı yönteminde toprak yüzeyinde meydana gelen akış toplanır. Bu yöntemde, ekim alanının yüzey akış katsayısını arttırıcı önlemler alınabilir. Öte yandan, toplanan su çoğunlukla toprakta biriktirilir ve fazla su uzaklaştırılır. Havza alanının eğimi %5-50 arasındadır. Ekim yapılan alan teraslar halinde ya da düz bir arazidir (Pamukmengü vd, 2008).
Küçük çiftlik göletleri: Bu göletler çoğunlukla küçüktür fakat kapasiteleri bazen 1000 m3ten 500.000 m3e kadar çıkabilir (Şekil 9). Burada en önemli unsur, vadiden geçebilecek en yüksek akış için uygun kapasiteli bir dolu savağın var olmasıdır. Küçük çiftlik göletleri bozkır alanlar için çok etkilidir. Göletler bütün tarımsal ürünlere su sağlayabilir ve üretimi artırır, istikrarlı hale getirir. Dahası, çevreye de olumlu katkılar sağlamaktadır. Su kullanım oranını ve gölet kapasitesini maksimuma çıkarmak, sızmaları ve buharlaşmayı minimize etmek için (hayvanlar ve içmek için gereken su hariç) toplanan suların mümkün olabildiğince kısa zamanda pompalanarak bitki kök bölgesinde depolanması uygundur. Bu, daha fazla verim almak için, gölette biriken suyun tamamını yazlık bitkilerin tüm su ihtiyacını karşılamak üzere ayırmaktansa, kış yağışlarının olduğu dönemde kışlık bitkilerin destek sulaması için kullanılması anlamına gelmektedir (Oweis vd,2001).

Şekil 9. Küçük çiftlik göletleri
Vadi tabanı sistemi: Düşük meyilli vadi tabanlarında bu teknik çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Su hızının düşük olması sonucunda taşınan sediment genellikle vadi tabanına çökelir ve iyi tarım alanları ortaya çıkar. Bu olay doğal olabileceği gibi, vadiyi kesecek şekilde suyun hızını kırıp sedimenti tabana çökeltecek küçük setler veya bentler inşa ederek de elde edilebilir. Vadiyi kesen duvarlar genellikle 1 mden yüksek değildir. Geçirgen taş duvar olarak inşa edilmesi ve su taşkınına karşı tel kafesle güçlendirilmesi tercih edilir. Duvarın üst yüzeyi, arkasında düzgün bir arazi elde etmek için tamamen aynı seviyede olmalıdır. Böylece suyun fazlasının aynı yükseklik boyunca taşması sağlanacaktır. Vadi tabanı boyunca duvarlar arası mesafe, duvarın yüksekliğine ve vadi tabanın eğimine göre belirlenir. Vadi tabanındaki toprak verimli ve de su yeterli olduğundan incir, zeytin, hurma ve diğer ekonomik değeri yüksek meyve ağaçları için bu teknik çok yaygındır. Duvarlar bu marjinal alanlarda yetişebilecek ürün çeşidini arttırır. Bu tür su hasadı yöntemlerinde ana problem maliyet ve duvarların onarımıdır. Bu koşullar altında, entegre havza geliştirme yaklaşımı ile adil bir su dağılımına karar verilmelidir (İncebel,2012).
Teras (Jessour) sistemi: Yamaçların eteğinde veya mevsimlik dere kanalları arasında inşa edilen toprak, kaya, ya da kafes şeklinde yapılmış küçük barajlar, teras sistemini oluşturur. Jessour terimi Tunusun güneyinde, nispeten dik vadilerde eğim boyunca ve eğime dik konumda inşa edilen duvarları tanımlayan Arapça bir terimdir. Bu sistem ya eğim ayaklarında veya mevsimlik akarsu kanalları içinde inşa edilen, toprak, kaya ya da kum sepetlerinden yapılan küçük barajlardan ibarettir (Prinz, 2001, Örs vd, 2011).
Su Dağıtım Sistemleri: Vadi dışı sistemlerde hasat edilen yağmur suyu, vadi tabanı dışında uygulanır. Yapılar, vadideki suyu doğal akış alanından çıkarıp, yakındaki tarıma uygun olan alanlara akmasını sağlamak için kullanılabilir. Benzer yapılar vadi tabanı dışındaki su toplama alanlarından yağmur suyu toplamak için de kullanılabilir. "Su taşkını saptırma" olarak da adlandırılan bu teknikte, vadiden akan suyun bir kısmını doğal akış alanından çıkması sağlanır, ardından yakındaki alanlara yönlendirilir ve yetiştirilen ürünlere uygulanır. Su yalnızca bitkilerin kök bölgelerinde depolanır. Akış, eşyükselti eğrisinin biraz dışında, vadi patikasının uzağında yapılmış küçük su arkları sayesinde yönlendirilir. Su dağıtımı nispeten hafif eğimli düzgün araziler gerektirir. Tarım arazileri bitki yetişme periyodu için yeterli su biriktirmek amacıyla teraslanarak, su arklarıyla bölümlere ayrılabilir. Ancak, toprak yeterli suyu depolayabilecek derinlikte olmalıdır. Yapı, su akışını taşıyabilecek kadar sağlam ve akışın gerekli kısmını dağıtmaya yetecek bir yükseklikte olmalıdır. Dağıtım yapıları için taş ya da beton gibi farklı malzemeler kullanılmaktadır. En dayanaklı yapılar, taş dolgu tel kafesten yapılanlardır (Oweis vd, 2001).
Havuzlar (Su Tankları): Su tankları genellikle vadilerden saptırılarak ya da geniş bir su toplama alanından yüzey akış alan eğimli alanlarda yerin kazılmasıyla elde edilen, topraktan yapılmış su biriktirme alanlarıdır. Kuzey Afrikada "Roma Havuzları" olarak da bilinirler ve genellikle de taş duvarla inşa edilirler. Bu havuzlar Hindistanda da çok yaygındır ve yaklaşık üç milyon hektar arazi bu yolla sulanmaktadır. Sudan, Ürdün ve Suriyede daha küçük havuzlar çok yaygındır (Oweis vd, 2001).

Şekil 10. Su tankları
Yamaç akış sistemleri: Yamaç kanal sistemlerinde küçük taşıma kanalları, uzun eğimlerden tepe ayağındaki ekili alanlara suyu yönlendirmektedir. Bu teknik, 200-600 mm lik yıllık yağışlı ve %10u aşan eğimlerde uygulanabilirdir. Aşırı suyun uzaklaştırılması gereksinimi bulunduğu gibi yapıların sağlam olması zorunluluğu da bulunmakta ve iyi bir planlama gerektirmektedir. Yüzey akış suyu, eğimli arazinin hemen tabanındaki düz tarlalara, küçük oluk ya da arklar vasıtasıyla yönlendirilir. Tarlalar tesviye edilmiştir ve fazla suyun diğer tarlaların akış yoluna drene olması için bir dolu savağı olan setlerle çevrelenmiştir. Sırasıyla bütün tarlalar doldurulduğu zaman, suyun tekrar vadiye ulaşmasına izin verilir. Bu sistemde, birkaç besleyici kanal planlandığı zaman, dağıtım havzaları kullanışlıdır (Prinz, 2001).
Yapısal Unsurlardan Yapılan Su Toplama Alanı Sistemleri
Yanlış arazi kullanımına bağlı olarak aşırı betonlaşmanın etkisiyle iklim değişikliğinin gözlenen etkilerinden biri olan ani düşen yağışlar ve uzun süreli yağışlar özellikle şehirlerde sellere ve taşkınlara sebep olmaktadır. Aşırı betonlaşma sonucunda yeşil alanlarının azalması ile toprak geçirgenliği çok azalmakta ve yağışın büyük bir kısmı akışa geçmektedir. Böylelikle hem yeraltı suları yeteri kadar beslenememekte, akışa geçen yağmur suları ile taşkınlar ve seller meydana gelerek can ve maddi kayıplara sebep olmaktadır. Bu nedenlerle akışa geçen fazla suların toplanması alternatif bir çözümdür, gerekli arıtımlardan geçirilen suların tekrar kullanılması mümkündür.
Şekil 11. Çatıdan yağmur hasadı örneği
Yağmur suyu çatılardan veya yüzeyden olmak üzere iki farklı teknikle toplanmakta ve içme suyu, sulama ve temizlik vb. maksatlar için kullanılabilmektedir. Toplanan sular zemin çökmesini önlemek, yeraltı su kaynaklarını beslemek gibi maksatlar için yeraltına da sızdırılmaktadır. Günümüzde tatlı su kaynaklarının hızlı biçimde tüketilmesi ve kirlenmesi gibi sebeplerden ötürü yağmur suyunun toplanması ve kullanılması alternatif su kaynaklarından biri haline gelmiştir. Özellikle hava limanlarında, askeri bölgelerde, stadyumlarda, turistik tesislerde ve çatı alanı yeterince büyük olan binalarda yağmur sularının toplanarak, basit arıtma işlemlerinden geçirilip kullanıma sunulması binalarda su korunumu için alınabilecek önemli bir tedbirdir (Alpaslan vd., 2008).
Genelde yağmur suyunun yarısı buharlaşırken, diğer yarısı ya yeraltı sularına ya da ırmaklara karışır. Tahminler dünyamıza yağışla gelen yaklaşık 100 milyar cm/yıl su olduğunu göstermektedir. Yaşanan sel ve taşkınlar su kirliliği risklerini artırmaktadır. Bu konuda yapılan araştırmalara göre, yerleşimlerde yağmur suyunu evsel kullanımlarla değerlendirmek, yağmur suyu hacminin ve dolayısıyla taşıyacağı riskin ve dezavantajın yaklaşık %30 dolaylarında azaltılmasını mümkün kılmaktadır.
Bu sular yeşil alanların sulanmasında, tuvaletlerde, araba yıkanması vb. birçok maksat için kullanılabilir. Yağmur suyu dağıtım hatlarının ayrıca etiketlenmeleri önemlidir. Yağmur sularının toplanması için sarnıçlar, yeraltına sızdırma ve gelişmiş toplama sistemleri kullanılabilmektedir. Bu sularının geri kullanımı diğer metotlara oranla daha kolay bir sistemle gerçekleşebilmektedir. Sistemin inşaatı kolaydır ve diğer çevre projelerine göre çevresel etkileri daha azdır. Yağmursuyu hasadı, mevcut su kaynaklarının üzerindeki baskıyı hafifletir ve şehirlerde sel riskini azaltarak alıcı ortamlara taşınması muhtemel kirletici yükünü azaltarak, yüzeysel su kalitesinin iyileşmesine yardımcı olur.
Şekil 12. Çatı ve sert yüzeylerden yağmur suyu hasadı
SONUÇ
Su hasadı maliyeti projenin büyüklüğüne bağlı olmakla birlikte inşaa ve işletme maliyeti düşüktür. İnşaası ve işletilmesi kolaydır ve sorumluluk tekil sistemlerde sistemin sahibine aittir. Mevcut su temin sistemi ile kolayca bütünleştirilebilir. Diğer su temin projeleri ile karşılaştırıldığında çevresel etkileri daha azdır. Bununla beraber elde edilen suya bedel ödenmemektedir. Elde edilen su görece iyi kalitededir ve birçok yerde herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan kullanılabilir. Mevcut su kaynaklarının üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Acil durumlarda (deprem, vb.,) su temini için idealdir. Kentlerde sel riskini azaltarak alıcı ortamlara taşınacak kirletici yükü azaltır. Bununla beraber, yağışlardaki belirsizlikler sistemin güvenirliliğini azaltmaktadır. Bencil bir çözümdür ve ilk kurulum masrafları sistemin sahibine aittir. Su toplanma noktaları veya tanklar çocuklar için tehlike oluşturabilir ve bu alanlar çok yer tutabilir.
Su hasadı, genel olarak kurak ekosistemlerde kullanılan bir yöntemler paketini içermektedir. Bunun için iklim, toprak, arazi örtüsü ve alan kullanım amaçları dikkate alınarak bir peyzaj planlaması ve buna uygun peyzaj tasarımlarını gerektirmektedir. Su hasadı ile elde edilebilecek su miktarı ve kalitesi, peyzaj tasarımında dikkat edilmesi gereken ilk kriterdir. Bu nedenle çalışma alanından hasat edilebilecek su örnekleri kontrol edilmeli ve bu örneklerden elde edilecek veriler ışığında bitkisel tasarım önerileri geliştirilmelidir.
Sonuç olarak, su hasadı yöntemleri mevcut suyun etkin bir şekilde kullanılmasını amaçlayan önemli bir alternatiftir. Özellikle kullanma suyu açısından, kentsel alanlarda çatılardan yapılacak su hasadı ile ortamdaki bitkilerin su ihtiyacının karşılanması ekolojinin üzerindeki baskıyı azaltılabilecektir. Kurak ve yarı kurak alanlarda su hasadı yöntemlerinin kullanılmasının gerekliliği yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle, hükümetler alternatif su kaynağı olarak yağmur suyunun değerlendirilmesi konusunda politika geliştirmeli, halk bilgilendirilmeli ve bu tip sistemlerin avantaj ve dezavantajları detaylıca anlatılmalıdır.
KAYNAKLAR:
Alpaslan, N., Tarık, A., Dölgen, D., (2008). Türkiyede Su Yönetimi Sorunları ve Öneriler. TUSİAD Yayın No: T/2008-09/469.
Atalay, İ. (2004). Doğa Bilimleri Sözlüğü (Coğrafya- Ekoloji- Ekosistem). Meta Basım, İzmir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, (2011).Türkiye Çevre Durum Raporu, Ankara
DSİ, (2014), Faliyet Raporu. T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü. Ankara.
Food and Agriculture Organisation (FAO) AQUASTAT. 2013.
İncebel.C., (2012). Alternatif Su Kaynaklarının Endüstriyel Kullanıma Kazandırılması için Çatı Yağmur Suyu Hasadı (OSTİM Örneği), Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Endüstriyel Teknoloji Eğitimi Yüksek Lisans Tezi. Ankara.
Kodal S., Tekbaş, A. (2013). Beypazarı İlçesi Tekke Kuyumcu Köyü Yağmur Suyu Hasadı Projesi Özet Bilgi Raporu.
Moges, Y. (2004). Tropical Forestry Water Harvesting Techniques: Training and Construction Manual Consultancy Sub-report Number 2. Trophical Forestry.
Naggar, O.M., Mohammed A.A., Raheem E.M., Tom M.M., Alseid Z.M., Magid I.M. (2003). Optimum Investment of Rainwater Harvesting Techniques. Conference on Water Harvesting and the Future Development in Sudan, Khartoum, Sudan.
Oweis T., Prinz D., Hachum A., 2001. Water Harvesting-Indegenous Knowledge for the Future of the Drier Environments. International Center for Agricultural Research Areas (ICARDA), Aleppo, Syria.
Örs İ., Safi S., Ünlükara A., Yürekli K. (2011). Su Hasadı Teknikleri, Yapıları ve Etkileri. Tarım Bilimleri Araştırma Dergisi 4 (2): 65-71. Ankara.
Pamukmengü G., Akkuzu E., (2008). Küresel Su Krizi ve Su Hasadı Teknikleri. ADÜ Ziraat Fakültesi Dergisi 2008; 5(2):75-85.
Prinz, D. (2001). Water Harvesting for Afforestation in Dry Areas. Proceedings, 10th International Conference on Rainwater Catchment Systems, Mannheim, 10-14 Sept. 2001, p. 195 - 198
Reij C., Mulder P., Begeman L. (1988). Water harvesting for plant production World Bank Technical paper 91. World Bank, Washington.
UNEP-IETC, 1998; UNEP-IETC, 2002; www.lifewater.ca/rain.htm
Inadequate water, affects arid and semi-arid ecosystems. Due to constant amount of water resources in the world, to avoid water shortage, technologies related to alternative water sources is commonly increasing nowadays. Especially flow of water in urban areas must be submitted re-use with water harvesting techniques for economical and efficient use of water resources. Water harvesting techniques which have directed and stored the flow of water, improved of soil properties, selecting of plant species, mulching techniques, become more of an issue in landscape planning and landscape design.


