PSB

Peyzaj Mimarları İklimi Değiştirebilir mi?

Peyzaj Mimarları İklimi Değiştirebilir mi?
  ARŞ. GÖR. NERMİN BAŞARAN, ARŞ. GÖR. MELEK KAYA, PR
  21 Şubat 2022 Pazartesi

Güneşten gelen radyasyonun yüzde 30’u, gezegendeki bulutlar, buzullar ve diğer yansıtıcılar tarafından yansır ve başta karbondioksit (CO2), di azot monoksit (N2O), metan (CH4), ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, bu sayede dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi adı verilir (Türkeş, 2011). Sera etkisine yol açan gazlara ise sera gazları adı verilir. Sera etkisi doğal bir süreç olup gezegenimizin ısısını yaşanabilir bir dengede tutmaktadır. Sera gazları atmosferde belirli bir oranda bulunmaktadır. Ancak bu gazlar atmosferde insan etkisi ile arttığında yerküre’de ısınma büyük oranda artmakta ve bu da küresel ısınmayı ve beraberinde iklim değişikliğini tetiklemektedir (IPCC, 2013).Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli iklim değişikliğini, uzun bir dönem boyunca iklimde meydana gelen ve istatistiki testlerle kanıtlanmış değişimler olarak tanımlamıştır (IPCC,2007). İklim değişikliğine neden olan faktörler, kıtasal sürüklenmeler, volkanik patlamalar, güneş etkinlikleri, dünya yörüngesindeki değişimler gibi doğal (Rosenzweig vd, 2011), fosil yakıt kullanımına dayalı sera gazı yoğunluklarının artması, savaşlar, arazi kullanımındaki değişimler ve aşırı nüfus artışı gibi insan kaynaklıdır (Churkina, 2016). Doğal faktörlerin neden olduğu iklim değişikliği binlerce yıl sürerken, insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkileri şekil 1’de görülmektedir. 

Şekil 1. Doğal faktörler ve insan faaliyetlerinin iklim değişikliğine etkisi

IPCC ‘İklim Değişikliği ve Arazi Özel Raporu’, ‘Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer Özel Raporu’ ve ‘1,5 C Özel Raporu’ olmak üzere üç özel rapor yayınlamıştır (IPCC, 2019). 1,5 C Özel Raporu’na göre; 1 derecelik artış; kuraklık ve seller gibi aşırı hava olayları, deniz seviyesinde yükselme ve Arktik denizinin erimesi olarak etkilerini göstermeye başlamıştır. Ülkemizin de içinde yer aldığı Akdeniz Havzası iklim değişikliğine karşı kırılgan bölgelerden birisi olmuştur.  Sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlandırmak, insanlığın ve diğer canlıların yok olma tehlikesini azaltacaktır.  Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5 C sınırını geçmesi beklenmektedir (Allen vd, 2021). Bu kapsamda iklim değişikliği etkilerini azaltma, uyum ve adaptasyon çalışmaları yürütülmektedir.  Bu çalışmalar sera gazları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Sera gazı emisyonları genellikle karbon eşdeğerleri olarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle sera gazı emisyonu yerine karbon salımı veya karbon emisyonu tabirleri kullanılmaktadır (URL- 1). Karbon nötrlüğü, karbondioksit emisyonlarını karbon dengeleme yoluyla uzaklaştırmak veya basitçe karbondioksit emisyonlarını tamamen ortadan kaldırıp, karbon sonrası ekonomiye geçiş için net sıfır karbondioksit emisyonları elde etmeyi ifade eder. Ulaşım, enerji üretimi, tarım ve endüstriyel faaliyetlerle ilişkili karbondioksit salan süreçlere müdahale bağlamında kullanılır (URL – 2). Karbon nötr olma durumu, mevcut emisyonları azaltmanın yanı sıra, diğer ülkelerde veya alanlardaki karbon piyasalarını finanse ederek sıfırlamak anlamına gelmektedir. Net sıfır karbon ise, Paris Anlaşması ile uyumlu sera gazı azaltım hedeflerini (bilime dayalı hedefler) tamamen tutturduktan ve önemli oranda sera gazı azaltımı sağladıktan sonra, sürecin doğasından ya da başka sebeplerden dolayı hiçbir şekilde azaltılamayan emisyonlar için karşılık ödemek anlamına gelmektedir (URL – 3).

Finlandiya 2035, Avusturya ve İzlanda 2040, Almanya ve İsveç 2045, Japonya, ABD, Brezilya, Danimarka, Birleşik Krallık ve Fransa 2050, dünyanın en büyük karbon salıcısı Çin ise 2060 tarihini net sıfıra ulaşmak için hedef yıl olarak belirlemiştir. 120’ye yakın ülke de kendi net sıfır hedefini hâlihazırda tartışmaya devam etmektedir. 700 civarında kent 2050’ye kadar net sıfır olma taahhüdünü açıklamıştır. Bu kentlerden bazıları iki kademeli bir geçiş planı açıklamışlardır. Örneğin Glasgow (İskoçya) 2030’a kadar karbon nötr, 2040’a kadar da net sıfır hedefine ulaşmayı öngörmektedir. Kopenhag (Danimarka) ise 2025 gibi erken bir tarihte karbon nötr olmayı planlamaktadır. Bu arada Avustralya’daki Sydney ve Melbourne şehirleri karbon nötr olmuş şehirlerdir (URL – 3).  Bu kapsamda Apple ve Microsoft 2030 yılına kadar karbon emisyonunu dengeleme sözü verirken Amazon bu hedefe 2040 yılında ulaşacağına dair güvence vermektedir. Google, Mercedes-Benz, Starbucks ve Nike gibi birçok uluslararası firma da aynı şekilde karbon salınımını azaltacaklarına dair taahhütler ve sözler vermektedir (URL – 4).

Ülkeler, kentler, büyük şirketlerin bu süreçte aktif olarak yer aldığı ve alacağı düşünüldüğünde, sorunun çözümünde peyzaj mimarları olarak transdisipliner bir yaklaşım içinde çözüme katkı sağlanmalıdır. LAF (2016)’a göre, sistem düşüncesi, ekolojik planlama ve kültürel okuryazarlık konularında eğitim almış peyzaj mimarları, azaltma ve uyum çabalarında özel bir role sahiptir. Ayrıca, peyzaj mimarlarının ağaçlar, nehirler ve hayvanlar adına konuşma sorumluluğu vardır. Peyzaj mimarlarının tüm paydaşları anlama ve onlara ulaşma yeteneği, mesleği iklim ve ekolojik adaleti savunmak için iyi konumlandırmaktadır. Çizelge 1,2,3’te iklim değişikliği kapsamında peyzaj mimarları tarafından alınacak bazı azaltıcı ve uyum önlemleri verilmiştir.

Çizelge 1. İklim değişikliği kapsamında peyzaj planlama ile ilgili alınacak bazı azaltıcı ve uyum önlemleri (LI 2016, WLA 2017, CSLA 2021)

Şekil 2. Türki doğal yapıyı korumak, bölgelerdeki habitatları birbirine bağlamak ve türlerin geçişine imkan sağlamak için 22 ilde ekolojik koridor oluşturma kararı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2019)

Çizelge 2. İklim değişikliği kapsamında alınacak Peyzaj tasarımı ile ilgili bazı azaltıcı ve uyum önlemleri (LI 2016, WLA 2017, CSLA 2021)

Şekil 3:  https://worldlandscapearchitect.com/

Çizelge 3. İklim değişikliği kapsamında alınacak uygulamaya ilişkin bazı azaltıcı ve uyum önlemleri (LI 2016, WLA 2017, CSLA 2021)

Şekil 4. Yeşil Altyapı Bileşenlerinin Kentsel Peyzajlara Entegrasyonu (Arup, 2019)

Sonuç olarak, Peyzaj Mimarları İklimi değiştiremez, ancak yukarıda genel çerçevesi verilen konularla ilgili eğitim, peyzaj planlama, peyzaj tasarımı, bitkisel üretim, peyzaj uygulamaları sektörlerinde yapılacak girişimler ve yeniliklerle iklim değişikliğinin etkileri azaltılabilir ve uyum sağlanabilecektir. Yukarıdaki üç temel konuyla ilgili Peyzaj Mimarlığı ile transdisiplinel bir yaklaşımla Şehir Bölge Plancıları, Mimarlar, Ziraat Mühendisleri, Orman Mühendisleri gibi farklı mesleklerin bir araya gelmesi ve çözüm üretmesi gerekmekte ve beklenmektedir.


Paylaş: