Anadolu’nun Bitki Çeşitliliği: Küresel İklim Değişikliğine Karşı Doğal Sigortamız

Anadolu, dünyanın en önemli gen merkezlerinden biri olarak kabul edilir. Bölge, buğday, arpa ve nohut gibi temel tarım ürünlerinin genetik kaynaklarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra, birçok ağaç ve çalının da önemli çeşitlilik merkezlerinden biri olduğu için zengin bir popülasyona sahiptir.

 

Bu yabani ağaç ve çalı türlerinin bir kısmı, meyve, yaprak ve çiçek gibi farklı organlarından elde edilen ürünlerle geleneksel tıp ve gıda gibi çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Kuraklık ve hava kirliliği gibi olumsuz koşullara dayanıklı olan bu türler, kurakçıl peyzaj düzenlemeleri, arazi ıslahı ve çorak arazilerin yeniden bitkilendirilmesi gibi ekolojik sorunların çözümünde alternatif bitkiler olarak değerlendirilebilir. Bu bildiride, sigorta görevi görebilecek pek bilinmeyen türlerden bazıları tanıtılacaktır.

 

 

sevket_alp

 

 

Küresel iklim değişikliği, doğal ekosistemler üzerinde önemli ve geniş kapsamlı etkiler olmakta ve olmaya devam etmektedir. Bu etkilerin başında; sıcaklık artışı ve yağış rejimlerindeki değişikliğe bağlı türlerin yaşam alanı değişmesi veya yok olması, bazı türlerin adaptasyon yeteneğini aşan değişim nedeniyle yaşayamaması, daha sıcak iklimde yetişen türlerin istilacı hale gelerek yeni alanlara yayılmasıyla doğal veya doğallaşmış türlerin yaşam alanlarının daralması sayılabilir.

 

Küresel iklim değişikliğinin doğal ekosistemler üzerindeki bu geri dönüşü zor etkilerinin giderek şiddetlenmesinin yanı sıra, su kaynaklarından toprak verimliliğine, tarımsal üretimden biyolojik çeşitliliğe kadar geniş bir yelpazede ciddi tehditler de ortaya çıkmaktadır. Bu tehditlerle mücadelede, doğanın kendi sunduğu alternatif türler büyük önem taşımaktadır. Farklı iklim kuşaklarını ve zengin biyolojik çeşitliliği bünyesinde barındıran Anadolu, bu çözüm yollarının odak noktalarından biri olarak öne çıkmaktadır.

 

Anadolu, yalnızca buğday ve arpa gibi insan hayatı için önemli tarım ürünlerinin genetik kökeniyle değil, aynı zamanda sahip olduğu doğal ağaç ve çalı türlerinin ekolojik dayanıklılığı ve ekolojik restorasyon çalışmalarında kullanılabilecek tür çeşitliliğiyle de öne çıkmaktadır. Bu türler, kuraklık, erozyon, hava kirliliği ve çorak arazilerin rehabilitasyonu gibi çevresel sorunların çözümünde benzersiz fırsatlar sunmaktadır. Özellikle kurakçıl peyzaj düzenlemeleri ve arazi ıslahı gibi alanlarda sigorta niteliği taşıyan bu bitki türleri hem yerel ekosistemlerin korunmasında hem de insan yaşamının sürdürülebilirliğinin sağlanmasında kritik bir rol üstlenebilirler.

 

Bu çalışmada, doğal ekosistemlerin iklim değişikliği gibi etkiler karşısında direnç gösterebilmesi ve uyum sağlayabilmesinde, Anadolu'nun pek tanınmayan doğal ağaç ve çalı türlerinin potansiyeline dikkat çekilmiştir. Bildiride olası çevresel ve ekolojik sorunlara karşı katkıları nedeniyle "sigorta" görevi üstlenebilecek olabilecek bilinmeyen veya az tanınan Van ve Çevresinde yetişen türlerin tanıtmaktır.

 

 

sevket_alp

 

 

Acer monspessulanum subsp. cinerascens

Aceraceae (Akçaağaçgiller) familyasına ait bir akçaağaç alt türüdür. Bu alt tür, genellikle Akdeniz iklimine uygun, sıcak ve kurak bölgelerde bulunur. Özellikle kayalık alanlar, dağlık bölgeler ve kireçtaşı zeminlerde yetişme eğilimindedir. Bu alt tür, genellikle İspanya, Güney Fransa, Kuzey Afrika ve Türkiye gibi Akdeniz çevresinde yaygındır. Kalkerli topraklarda büyümeye iyi adapte olmuştur ve yarı kurak bölgelerde düşük su ihtiyacı ile dikkat çeker. Bu alt tür, iklim değişikliğine dayanıklı türler arasında incelenmekte ve özellikle yarı kurak alanlarda yeşil altyapı projelerinde yer alabilecek potansiyel türler arasında değerlendirilebilir.

 

Crataegus sp.

Anadolu'daki bu zengin biyoçeşitliliğin önemli elemanlarından biri de birçok farklı türü içeren alıç (Crataegus sp.) cinsidir. Türkiye, doğal alıç türlerinin önemli çeşitlilik merkezlerinden biridir ve zengin alıç popülasyonuna sahiptir. Anadolu'da doğal olarak 6'sı melez 21 alıç taksonu yetişmektedir; bunların 8'i endemiktir. Ege, Akdeniz, Orta Anadolu, Doğu Anadolu, Kuzey Anadolu bölgelerinde yaygın bulunur. Yoğun olduğu yerlerden biri de Van çevresi ve Bahçesaray ilçesidir. Bahçesaray, İran-Turan fitocoğrafik bölgesinde, Türkiye florasının enlem-boylam kareleme sistemine göre B9 karesinde yer alır. Deniz seviyesinden 1600 m yükseklikte, 3000-3650 m yükseltideki dağlarla çevrili bölgede, Alıç (Crataegus sp.) cinsine ait dört türün varlığı tespit edilmiştir.

 

 

sevket_alp

 

 

Crataegus meyeri Pojark.

Kafkasya, İran'ın batısı, Kuzey Irak ve Türkiye'nin İç Anadolu, Doğu Anadolu bölgelerinde yayılış gösterir. Genelde 1300-2050 m yükseltilerde, kayalık alanlar ve meyilli çayırlarda yetişir. Meyveleri doğal ortamında toplanarak yenir; halk arasında tüketimi azdır.

 

Crataegus monogyna Jacq.

Hem dekoratif hem ekolojik değerinden dolayı, dünyada en çok bilinen, Türkiye'de de doğal olarak en yaygın olan türdür. Avrupa ülkeleri, Kıbrıs, Türkiye, Mezopotamya ve İran'da yayılış gösterir. Denizden 1800(-2000) m'ye kadar olan yükseltilerde; kireç taşı kayalıklar, yamaç arazileri, makilikler, meşe çalılıkları, karışık ormanlarda bulunur. 

 

 

Crataegus orientalis Pall. ex M.Bieb.

Genelde, Avrupa'nın güneyi, Kırım, Kafkasya ve Türkiye'de yaygındır. Türkiye'nin Batı ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri hariç, başta Orta Anadolu ve çevresi olmak üzere hemen her yerinde yetişir. Halk tarafından bilinen ve meyvesi en çok tüketilen alıç türüdür. Genelde, 3-5 m boylanan çalı ya da küçük ağaçtır. Yaklaşık 1,2 cm dikenleri vardır.

 

 

sevket_alp

 

 

Crataegus pseudoheterophylla Pojark.

Kafkasya, Ermenistan'ın güneyi, İran, Afganistan'da ve Türkiye'nin kuzeydoğusu ile İç Anadolu, Doğu Anadolu bölgelerinde yayılış gösterir. Genelde 500-1500 m yükseltilerde, ormanlarda, nehir kenarlarında doğal yetişir. Yemişen ile çok yakın özelliklere sahiptir. Alıç türleri, genelde yaşanan kuraklığa karşı dayanıklılığı, bazı meyve türlerinin bodurlaştırılmasında anaç olarak kullanılması, yaban hayatının geliştirilmesinde katkısı ve benzer özellikleriyle giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Sahip olduğumuz bu doğal kaynağın doğru yönetilmesi, kültüre alma sürecine ilişkin işlemlerin hızlandırılması gibi uygulamalar, alıç türlerinin tanınması, korunması ve geliştirilmesine yönelik önemli kazanımlara yol açacaktır. 

 

Celtis glabrata (Steven ex Planchon)

Ulmaceae (Karaağaçgiller) familyasına ait bir bitki türüdür. Bu tür, doğal olarak Güneydoğu Avrupa, Kafkasya ve Batı Asya'da yayılış gösterir. Türkiye'nin özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde rastlanabilir. Taşlık ve kayalık alanlarda doğal yayılım gösterir. Kuraklığa dayanıklıdır ve kireçli topraklarda iyi gelişir. Bu nedenle yarı kurak bölgelerin yeşillendirilmesinde etkili bir türdür. Meyveleri kuşlar ve memeliler için önemli bir besin kaynağıdır. Kök sistemi sayesinde toprak önleme, yerel fauna için besin ve barınak sağlama gibi roller üstlenir. Celtis glabrata, kuraklığa dayanıklı ve düşük bakım gereksinimleri ile dikkat çeken bir türdür. Özellikle iklim değişikliği etkilerini azaltmak ve yarı kurak şehirlerde yeşil altyapı çözümlerinde kullanımı değerlendirilebilir.

 

Celtis tournefortii (Lam.)

Ulmaceae (Karaağaçgiller) familyasına ait, Akdeniz ve Batı Asya bölgelerine özgü bir ağaç veya çalı türüdür. Güneydoğu Avrupa, Anadolu, Kafkasya, Orta Asya, İran ve çevresindeki bölgelerde doğal olarak bulunur. Türkiye'de özellikle kurak alanlarda sıkça görülür. Kayalık alanlar, maki, bozkır ve yarı kurak yamaçlarda yetişir. Genellikle iyi drene edilmiş, kireçli toprakları tercih eder ve deniz seviyesinden 1500 metreye kadar yayılış gösterebilir. Celtis tournefortii, kuraklığa dayanıklı bir türdür ve sıcak, zorlu koşullarda hayatta kalabilir. Düşük bakım gereksinimi nedeniyle doğal alanların rehabilitasyonunda kullanılabilir.

 

 

sevket_alp

 

 

Elaeagnus angustifolia var. angustifolia

İğdegiller (Elaeagnacea) familyasının ait meyvelerinin küçük olması nedeniyle halk arasında "kuş iğdesi" olarak da bilinir. Kültürü yapılan çeşitleri mevcuttur. Dar, mızrak şeklinde ve gümüşi gri renkte olan yaprakları, üzerindeki küçük pullar sayesinde parlak bir görünüme sahiptir. Kışın yaprağını döken, dağınık dallı, güzel kokulu bir ağaçtır ve 5-6 metreye kadar boylanabilir.

Anadolu'nun yanı sıra Balkanlar, İran ve Orta Asya gibi bölgelerde doğal olarak yetişir. Hızlı büyüyen, ancak kısa ömürlü bir ağaç türüdür. Kuraklığa karşı oldukça dayanıklı olduğundan yarı kurak ve kurak iklimlerde kolayca yetişebilir. Azot bağlama özelliği sayesinde toprağın verimliliğini artırır. Ayrıca kuşlar ve diğer hayvanlar için yiyecek ve barınak sağlamasıyla ekosisteme katkıda bulunur. Bölgede, rüzgar kıran olarak kullanılmaktadır. 

 

Yabani Bademler (Amygdalus sp.)

Gülgiller (Rosaceae) familyasına ait olan yabani badem taksonları, ülkemizde genellikle meyve bahçeleri ve üzüm bağlarının kenarında, sınır bitkisi olarak veya tarım yapılmayan eğimli alanlarda doğal olarak yetişir.

Anadolu'da toplam on dört yabani badem taksonu bulunmaktadır. Bu doğal çeşitlerden yedi tanesi Hakkâri bölgesinde yetişir. Hakkâri bölgesindeki bu taksonlardan ikisi endemik, biri ise dar yayılışlıdır.

 

Amygdalus arabica Oliv.

Ortadoğu bitkisidir. Ülkemizde, Güneydoğu Anadolu'da görülür. Ayrıca, İran'ın batısı, Irak, Suriye, İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında yayılır. Dik büyüyen, uzun boylu, 1,5-2,5 m'ye kadar boylanan, süpürgeye benzer, çalı formunda bitkidir. Bitkinin, kalıcı yeşil renkli, tüysüz, köşeli dalları karakteristiktir. İlkbahar başında yapraklarını döktüğünden, kurak yaz ayları boyunca yapraksızdır. Bu badem türü, hem ovada hem de dağlık arazide, kuru çıplak kalker topraklarda ve kumlu topraklarda yetişir. 

 

 

sevket_alp

 

 

Amygdalus carduchorum subsp. serrata Browicz

Türkiye-İran-Irak bölgesine özgü, nadir görülen, yabani badem türüdür. Hakkâri çevresi için endemik türdür. Boyu 0,5-1,2 m olan, hemen hemen dikenli çalıdır. Yaprakları, mızrak şeklinde, dar ve doğrusaldır. Meyveleri, oval-küresel biçimde, 15 mm uzunluğundadır. Hakkâri'de, 1500-3000 m yükseltideki yamaçlarda ve meşe orman kuşağının üst sınırındaki gevenler arasında görülür. 

 

Amygdalus communis L.

Genellikle, 8 m'ye kadar boylanan, tüysüz yeşilimsi dalları olan, dikensiz çalı veya ağaç olarak tanımlanır. Yaprakları, mızrak biçiminde, dikdörtgen-elips şeklinde, zarif, küt veya testere dişlidir. Yaprak sapı, 1-2 cm uzunluğundadır. Çiçekleri, 3-5 cm boyunda, çan şeklinde, beyaz-pembemsi renklidir. Meyveleri, 4 cm'ye kadar uzunlukta, elips şeklinde ve farklı kalınlıkta olabilir. Kuraklığa çok dayanıklı olan tür, ılık geçen ilkbaharda, yapraklarını ve çiçeklerini erkenden açar. Türün Hakkâri'deki popülasyonunda, çok yüksek oranda tatlı iç badem tespit edilmiştir. 

 

 

sevket_alp

 

 

Amygdalus fenzliana [Fritsch] Lipsky

Ülkemizde Kuzeydoğu Anadolu'da görülür. Ayrıca, Ermenistan'da, Azerbaycan'ın batı bölgelerinde ve İran'ın kuzeybatısında yayılış gösterir. Genelde 2-3 m, nadiren 4 m'ye kadar boylanan küçük ağaçtır. Çiçekleri, beyaz renklidir. Meyveleri oldukça büyük, 2,5x1,5 cm boyutunda, tüylüdür. Çekirdeğinin düz ve sert olan kabuk yüzeyinde, seyrek gözenekler bulunur. İç bademi acıdır. Genelde, 700-1800 m yükseltide, taşlık veya kayalık yamaçlarda; seyrek kserofitik odunlu bitki örtüsü ile kaplı, açık bozkır topluluklarında yetişir. 

 

Amygdalus kotschyi Boiss. & Hohen

Anadolu'da, Hakkâri bölgesinde görülür. Ayrıca, İran'ın batısı ve Irak'ın kuzeyinde, Zagros dağlarında bulunur. Genelde 30-45 cm boyunda, ince yapraklı, çalı formunda bitkidir. Dalları, yaprakları ve meyvelerini kaplayan; çok yoğun, uzun, yumuşak, sarımsı-gri tüylü örtü ile ayırt edilir. Hakkâri'de, 1800-2500 m yükseltide ve orman üst sınırının üzerindeki açıklıklarda yayılış gösterir.

 

Amygdalus orientalis Mill. 

Ortadoğu türü olarak bilinir ve Anadolu'da, en yaygın yabani badem türlerindendir. Çalı formunda olan bitki, 1-2(3) m boylanabilir. Gençlik yıllarında görülen, beyaz renkli, kaba, tüylü sürgünleri, yaprakları ve meyveleri, karakteristik özellikleridir. Yaprakları sık tüylüdür. Meyveleri küçük, sert kabuklu ve kabuk yüzeyi olukludur. Meyveler, büyüklük ve şekil bakımından değişiklik gösterir. Genellikle 600-1200 m yükseltide, bozkır veya orman bitki örtüsünde, gevşek çakıl-kireçtaşı kayalıkları ve yamaçlarda, yetişir. 

 

Amygdalus trichamygdalus var. elongata Browicz

Doğu Anadolu bölgesinde, dar yayılışı olan tür, grubun en az bilinenidir. Hakkâri çevresi için endemik türdür. Dikensiz çalı formunda olan bitki, 3 m'ye kadar boylanabilir. "Amygdalus communis" türüne benzer; yaprak sapı daha kısadır. Karakteristik kısa saplı yaprakları, meyveleri taşır. Meyveleri, basık biçimde ve yaklaşık 3 cm uzunluğunda, 2 cm genişliğindedir. Kireçtaşı yamaçlarında ve kaya geçitlerinde yetişir.

 

 

sevket_alp

 

Colutea Cilicica Boiss. & Bal.

Colutea cilicica, Fabaceae (Baklagiller) familyasına ait, özellikle Türkiye'nin güney bölgelerinde yaygın olarak bulunan bir bitki türüdür. Çoğunlukla Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde, özellikle Çukurova (Cilicia) bölgesinde doğal olarak yetişir. Bunun yanı sıra, Suriye ve Lübnan'da da bulunabilir. Genellikle çalı veya küçük ağaç formunda gelişir. Bu bitkinin çiçekleri sarımsı-turuncu renkte olup, tüylü ve kümeler halinde açar. Çiçekler genellikle ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Colutea cilicica, sıcak ve kurak iklimlerde, iyi drene olmuş topraklarda en iyi şekilde yetişir. Azot bağlama yeteneği sayesinde, toprakların verimliliğini artırabilir.

 

Pistacia eurycarpa Yalt. 

Anacardiaceae (Sakızağacıgiller) ait yarı kurak ve kurak bölgelerde taşlık ve kayalık yamaçlarda, meşelik alanlarda, tarla ve bahçe kenarlarında 1100- 1800 m. arasında yetişen, bileşik yapraklara sahip, yaprak döken, farklı erkek ve dişi çiçek yapısına sahip, dioik bir ağaç türüdür.

Türkiye Florasında P. eurycarpa'nın sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden Bitlis, Van ve Hakkari illerinde yetiştiği zan edilirdi. Ancak, yapılan araştırmalarda Türkiye'de farklı bölgelerde de bu türün yayılışının bulunduğu tespit edilmiştir.

 

 

sevket_alp

 

 

Sonuç

Anadolu, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri olup, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir potansiyele sahiptir. Bölgenin doğal ağaç ve çalı türleri, yalnızca yerel ekosistemlerin korunmasında değil, aynı zamanda küresel çevresel sorunlara sürdürülebilir çözümler sunmada stratejik bir öneme sahiptir. Kuraklık, erozyon, hava kirliliği ve çorak arazilerin rehabilitasyonu gibi zorlu çevresel sorunlara dayanıklılıkları göz önünde bulundurulduğunda, Anadolu'nun bu doğal zenginliklerinin iklim krizine karşı adeta bir "sigorta" görevi gördüğü açıktır.

Bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilebilmesi ve bu türlerin kültüre alınabilmesi için bilimsel araştırmalara öncelik verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, doğal ağaç ve çalı türlerinin iklim değişikliği bağlamındaki katkıları detaylı bir şekilde incelenmeli; çevresel, ekonomik ve sosyal faydaları kapsamlı olarak araştırılmalıdır. Aynı zamanda, doğal türlerin kuraklık, tuzluluk ve diğer çevresel stres koşullarına dayanıklılıklarını belirleyecek çalışmalar artırılmalıdır. Özellikle, çorak arazi ve maden sahalarının rehabilitasyonu gibi özel alanlarda hangi türlerin daha etkili olduğunun belirlenmesi için daha fazla bilimsel araştırma yapılması gerekmektedir.

 

Anadolu'nun yerel ağaç ve çalı türlerinin genetik rezervlerini korumak amacıyla bölgesel ve ulusal ölçekte daha güçlü politikaların geliştirilmesi zorunludur. Tehdit altındaki türlerin habitatlarının korunmasına yönelik doğa koruma projelerinin teşvik edilmesi kritik bir öneme sahiptir. Bunun yanı sıra, doğal bitki türlerinin yalnızca korunması değil, aynı zamanda ekolojik rehabilitasyon projeleri ve sürdürülebilir peyzaj tasarımlarında etkin bir şekilde kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.

Sonuç olarak, Anadolu'nun doğal zenginlikleri, doğa ve insan arasındaki yüzyıllardır süregelen dengeli ilişkiyle bugüne kadar varlığını sürdürmüştür. Anadolu'nun biyolojik çeşitliliği, sadece Türkiye için değil, aynı zamanda küresel ekolojik denge için de hayati bir role sahiptir. Bu eşsiz zenginlik, doğru politikalar ve yenilikçi yaklaşımlar eşliğinde araştırıldığında, iklim değişikliğiyle mücadelede kullanılabilecek dayanıklı türlerin geliştirilmesiyle daha etkin ve sürdürülebilir çözümler sunabilir.

 

 


Paylaş: