KİTABİYAT/BOOK LAUNCH

İbrahim ADIYAMAN

18 Ekim 2016 Salı

 

{ [Antik Yunan’da ] …Bahçe sadece bir kaçış veya fiziksel aktivite yeri değildi. Entelektüel açıdan da zihni uyarıyordu çünkü iki temel felsefi ilkenin birleşimiydi: insan ve doğa. İngilizce bahçe (garden) kelimesiyle Germanik ve Latince kökenli dillerdeki (garden, jardin, giardino) kelimelerde bu anlam var. İngilizce ‘’yard’’ (avlu) kelimesinde olduğu gibi, bir yeri etrafını çevirerek kapatma anlamına işaret ediyorlar. Bir yeri çevirerek kapatma işi iki şey gerektirir: çevrilerek kapatılan bir şey (doğa) ve bu işi yapan biri (insan). Lyceum gibi kutsal sayılan konulardan başlayarak, her bahçe bu türden bir birleşmedir: doğanın bir parçası geri kalanından ayrılır, etrafı çevrilir ve insanlar tarafından dönüştürülür. }

                                                                                         Damon Young / Bahçede Felsefe

                                                                                                            Can Yayınları, 2014

 

 

 

 

{ Epikuros kendi ekolüne bahçe (Ho Kepos) adını vermiştir. Atina’nın toplumsal, siyasi ve felsefi karmaşasından arınıp huzur içinde inzivaya çekilmeye olanak veren Epikuros’un Bahçesi, Epikuros’un felsefesinin bir gereği olan iyi yaşam ve hoş bir sosyalleşme ortamı olarak da bilinirdi. Bahçe’nin en sıra dışı özelliklerinden biri de kapısının herkese açık olmasıdır. Atina’da, kadınları kabul eden ve erkeklerle eşit şartlar altında olmalarını sağlayan çok az yer vardı; işte Bahçe, o mekânlardan biriydi. O dönemde Atina’da kadınlarla erkeklerin eşit haklara sahip olması doğru kabul edilmezken Epikuros’un Bahçesi hem kadınlar hem erkeklerin müsavi kılarak onlara eşsiz bir tecrübe fırsatı sundu. Epikuros sosyal statü ve ırka dayalı ayrımcılığı da reddetti. Öğrenmek için gelen herkese kapılarını açtı. }

 

                                               Douglas J. Soccio, Felsefeye Giriş / Hikmetin Yapıtaşları

                                                                                                              Kaknüs Yayınları, 2010

 

 

 

 

{ Bugün Ortodoks iktisat, gezegeni kapitalist genişlemenin yol açtığı ekolojik yıkımdan kurtarmak amacıyla tamamen yeni bir hedefe kilitlenmiş gibi görünüyor ve bunu aşırılıklarıyla gereksizliklerinden arındırılmış kapitalizmin daha fala genişletilmesiyle sağlayacağı vaadinde bulunuyor. Giderek artan sayılardaki özgün ‘’sürdürülebilir kalkınmacılar’’, -iktisadi liberalizmin Adam Smith’ten  bu yana sahip olduğu amentü olan- sermayenin sınırsız birikimi ile yeryüzünün korunması arasında çelişki olmadığını öne sürüyor. Onlara göre, sistem, piyasa verimliliğini doğayla ve doğanın yeniden üretimiyle uzlaştırarak yeni bir ‘’sürdürülebilir kapitalizmin’’ yaratılmasını sağlayabilir ve genişlemeye devam edebilir. Gerçekteyse bu görüşler, gezegensel bir yıkımdan kar sağlamaya yönelik yenilenmiş bir stratejiden ibarettir. }

                                                                                John Bellamy Foster / Marksist Ekoloji

                                                                                                   Kalkedon Yayınları, 2012

 

 

 

 

{ Fizikî yapıyı tamamlamak adına burada İslam şehirlerinin bir karakteristiği olarak yeşil alanlar, mesire yerleri, park ve bahçeleri de medeni insanın tabii hayat alanı içerisinde zikretmeliyiz. Her ne kadar park ve bahçelerin (yeşil alanlar) İslam şehirlerine İslam şehirciliğinin geliştiği bir dönem olan Abbasiler döneminde dâhil olduğu söylense de İslam şehirlerinin önündeki ilk model olan Medine’de, daha Hz. Peygamber döneminden itibaren bu konuda konulan bazı kural ve uygulamalar daha başlangıçtan itibaren İslam şehirlerinin en önemli karakteristiklerinin birinin de çevre düzenlenmesi, yeşil alanların oluşturduğu Park ve Bahçeler olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda Belâzürî, Hz. Peygamber’in bitki ve ağaçları koruma, ağaç kesenleri takibe alma, çevreyi ve ceylan gibi yabani hayvanları koruma, suyu göletler haline getirerek adil paylaşım ve sulamaya teşvik. Meraları koruma gibi konulardaki uygulamaları hakkında bize geniş nakiller sunmaktadır. ‘’Yaş ağaçları, yaş ekinleri kesmeyin, nehir ve ırmaklardan su kullanırken israf etmeyin.” şeklinde bir hadisi yanında Hz. Muhammed’in, Hicret’ten sonra Medine’de ilk yaptığı işlerden birinin de, Benu Hârise kabilesinin otlak yerini, onların develerinin otlağı, koyunlarının merası ve kadınlarının çıkacakları yer yani orman bölgesi (sayfiye- piknik yeri) olduğu için ‘’buradan bir ağaç kesen, yerine en az bir ağaç diksin.’’ tavsiyesiyle ormana dönüştürmesidir. Bunlar modern şehirciliğimizin de örnek alması gereken İslam şehirciliğinin temel öğeleridir. }

                                                                                              Muammer Gül / İslam ve Şehir

 

Muhafazakar Düşünce Dergisi, Sayı: 23, 2010 

Toplam 0 Yorum

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz